যেকোনো সার্ভিস এর জন্য আমাদের সাথে যোগাযোগ করুন এই নাম্বারে ০১৭৬৪৪৪১৫৪৩
0

Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Yargı Yetkisini Türkiye ile İlişkili Bir Durumda Kullanabilmesi

AYM kararının Atalay hakkında adım adım izlenmesi gereken usulü anlattığını belirten Sağkan, bu usulü uygulaması gereken mercinin İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi olduğunun altını çizerek, hukuka aykırılığın henüz ilk aşamada başladığına dikkat çekti. Türkiye’deki yargı krizinin artık Avrupa düzeyinde uluslararası kurumların da gündeminde. Sayılarla işimizi bitirdiğimize göre, nitelikli eğitim konusuna gelecek olursak sanıyorum durum daha üzücü. Üniversitelerin çoğu bulunduğu kenti değiştiremiyor, aksine üniversiteliler o kentin kültürüne, egemen yaşam biçimine tabi oluyor. Bu nedenle ne yazık ki yaşam biçimi ve tercihleri bakımından Türkiye’nin en fazla yedi-sekiz kentinde rahat edebiliyorlar. Yargıçların görev yapacakları mahkemelerin belirlenmesi bakımından da durum aynıdır. Yargıcın görev yapacağı mahkemeyi belirleme ve bu mahkemeyi değiştirme konusunda da HSK tek yetkilidir.

Yargı hem konularına göre farklı kollara ayrılır hem de her bir yargı kolunun ayrı bir yüksek mahkemesi bulunur. Daha çok Kara-Avrupası ülkelerinde tercih edilen bir sistemdir. İlk derece mahkemelerinde konularına göre bir ayrım olsa da hepsinin bağlı olduğu tek bir yüksek mahkeme vardır. Anglo-sakson hukuk sistemlerinde ve Latin Amerika ülkelerinde yaygın tercih edilen bir sistemdir. Yargı birliği sistemini tercih eden ülkelerde anayasa mahkemeleri ayrı bir yargı kolu olarak değil özel mahkeme olarak bulunur. Hâkimlerin içinde yer aldıkları bürokratik yargı düzeni, günlük davranışlarını ve yargısal faaliyetlerini büyük ölçüde belirlemektedir.

1961 Anayasası ile kurulmuş özel bir mahkeme olarak sayılmıştır. 1982 Anayasası ile yüksek mahkemeler arasında yer almıştır. Madde 139 – Hakimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz. Madde 38 –Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez. Ceza yargılanmasında, bir suçu işlediği itham edilen kişiler açısından özel güvenceler bulunmaktadır. Fıkrasına göre, “Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır”. Fıkrasına göre, “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz”. Fıkrasında, “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir\. Eşsiz temalara sahip slot makineleriyle benzersiz bir deneyim yaşa. paribahis\.” denilir. Fıkrasına göre, “Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz”. Cumhurbaşkanı ayrıca bütçe kanun teklifini, malî yılbaşından en az yetmişbeş gün önce, merkezî yönetim kesinhesap kanunu teklifini ise ilgili olduğu malî yılın sonundan başlayarak en geç altı ay sonra Türkiye Büyük Millet Meclisine sunar.

Kamuoyuna yansıyan mülakat usulsüzlüklerine ilişkin etkili bir soruşturma yürütüldüğü de vaki değildir. Sadece siyasal konjonktür değiştiğinde devr-i sabıktan hesap sormak amacıyla bu iddiaların soruşturulduğu bilinmektedir. Bu nedenle, yetersiz hukuk öğreniminin hâkimlik – savcılık mesleğinin yürütülmesinde önemli bir etkisi bulunmamaktadır. Uygulayıcılar, meslek içerisinde öğrendikleri adli işleyişe sıkıca sarılmakta, çoğu zaman tarihsel ve hukuksal temelleri sorgulanmamış Yargıtay kararlarına bağlamından bağımsız olarak başvurabilmektedirler. 2014 yılında Danıştay’ın kuruluş yıl dönümü töreninde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın karşısında düğmesi olmayan cübbesinin önünü iliklemeye çalıştığı için tepki gören Danıştay Başkanı Zerrin Güngör, 2017’de yeniden başkan seçildi. Güngör son olarak Kamu Görevlileri Etik Kurulu Başkanlığı’na atandı.

Hâkimlerin yargısal faaliyetleri ve günlük davranışları, hukuk uygulamasının yönünü tayin eden temyiz mahkemelerinin hukuk anlayışından ve HSK’nın tutumlarından etkilenmektedir. Yüzlerce mahkemeden, binlerce hâkim ve savcıdan oluşan bir yargı örgütünün yekpare görünümü, yargısal faaliyetin olağanüstü uyumluluğu ve tekdüzeliği bürokratik yapı içerisindeki merkeziyetçi, hiyerarşik yapıdan kaynaklanmaktadır. Yargıya ilişkin normatif ezberlerin dışına çıkan bazı çalışmalarda hâkimlerin “devletçi” olduğu tespitine yer verildiği görülmektedir. Oysa, Türkiye yargısını anlamak için bundan daha fazlasına ihtiyaç duyulmaktadır. Çünkü, devletçi olduğu ileri sürülen hâkimlerin, yargı içerisinde yaşanan hizip çatışmalarında devletin bekasını geri planda tutarak, mensup oldukları grubun çıkarlarına öncelik tanıdığı örneklere sahibiz. Ayrıca, kararlarının yanı sıra günlük yaşantıları, kişisel tavırları dönemin ruhuna göre şekillenen hâkimlerin bir ideolojiye müstakilen sahip olma ve onu istikrarlı olarak sürdürme ayrıcalığının bulunmadığı yargıyı yakından izleyenlerin malumudur. Hâkimlerin, resmi ideolojinin dışına taşan inanç ve kültürlerini herhangi bir yaptırımla karşılaşmaksızın yargı içerisine yansıtma imkanları mevcut değildir. Bu nedenle, dönemin ruhuna göre ya dindar olanlar şarap kadehinde vişne suyu sipariş ederler ya da gerçekte dinle pek alakadar olmayanlar dini sohbetlerin, kandil, bayram mesajlarının ruhuna uygun şekilde kendilerini ifade ederler.

  • Türkiye’ye gelmezlerse, hem onlar (sosyal ağ sağlayıcılar), hem de kullanıcılar kaybedecek.
  • Hâkimin bilmesini umanlar veya bilgisizliğiyle avunanlar çoğunlukla mahkemelerde gerçek anlamda dinlenilme ve temsilden yoksun olanlar, sesleri mahkeme salonlarında duyulmayanlardır.
  • Danıştay, idari mahkemelerce verilen ve kanunun başka bir yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme merciidir.

Somut davada uygulanacak hukuk, hâkimin hiç duymadığı bir genelgede, bir yönetmelikte veya Alman Yargıtayının bir içtihadında gizli olabilir. Yargının siyasallaştığı kaygılarının arttığı dönemde iktidar ise reform paketlerini hayata geçirmeyi sürdürüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından 30 Mayıs 2019’da açıklanan Yargı Reformu Stratejisi kapsamında hazırlanan 4. İnsan Hakları Eylem Planı da 2 Mart’ta kamuoyuna duyurulmuştu. Ancak eylem planı sonrasında hak ihlallerinin devam etmesi soru işaretleri yaratıyor. AKP’nin OHAL uygulamalarını üç yıl uzatan torba yasa teklifine ise itirazlar sürüyor. 2020 yılında Türkiye’den AİHM’e yapılan başvuru sayısı 11 bin 750’yi buldu. Mahkemenin 2020 raporuna göre, Türkiye en çok, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “özgürlük ve güvenlik”, “ifade özgürlüğü” ve “adil yargılanmayı” düzenleyen maddelerinden yargılanarak ceza aldı. Türkiye hakkında verilen 97 karardan 85’inde ihlal kararı verildi.

Yargının yeniden yapılanmasını sağlamak amacıyla öncelikli olarak YARSAV ve Yargıçlar Sendikası üyeleri olmak üzere kıdemli yargı mensupları emekliliğe ve istifaya zorlanmıştır. Bunun için kıdemli yargı mensupları; kıdemlerine, geçmişteki çalışmalarına, aile durumlarına uygun olmayan yerlere tayin edilmiştir. Tayinler ve soruşturmalar ile emekliliğe zorlanan kıdemli yargı mensupları görevlerinden ayrılmak zorunda kalmıştır. 2016 yılında 1.086 yargıç ve Cumhuriyet savcısı, istifa veya emeklilik yoluyla meslekten ayrılmıştır. Bu hızlı değişim yargı mensuplarının kıdem ortalamalarını önemli ölçüde düşürmüştür. Türkiye’de yargı bağımsızlığı sorununun ana tartışma ekseni, yüksek yargı organları ile yargıçlık ve savcılık mesleğinin güvencesi olarak kurulmuş Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun siyasi otorite karşısındaki konumuyla sınırlandırılmış durumda. Dolayısıyla yargıç ve savcıların karar alma süreçlerindeki siyasal, sosyolojik, demografik, psikolojik etmenleri odağına alan çalışmaların sayısı yok denebilecek kadar az. Tüm bu süreçler bakımından Türkiye’de yargı kurumunun dönüşümünü özellikle yargıç ve savcı davranışını etkileyen kurumsal, ideolojik, sosyolojik, psikolojik unsurlar bakımından da anlaşılması için yapılacak belirlemeler somut durumu anlamamız bakımından önem taşıyor. Okuyacağınız soruşturmada yargıçlık ve savcılık pratiğine ilişkin somut durumu anlamak için üç temel soruya yanıt arayacağız.

Bu çalışmada Uluslararası Ceza Mahkemesi ve yargı yetkisini Türkiye ile ilişkili durumlarda kullanabilmesi ele alınacaktır. Atalay kararında tercih edilen üslubun ise Türkiye yargı tarihinde bir ilk olduğunu belirten Sağkan, Yargıtay’ın bu kararla Anayasa’nın 153. Sağkan; kararın gerekçesinde tercih edilen dil için “bir hukukçu kimliğinden ziyade, bir siyaset ağzıyla yazıldığını gördüğümüz bir üslup” dedi. Yargıtay’ın AYM’ye yönelik zaman zaman yetki aşımı yönünde eleştirileri olduğuna dikkat çeken Sağkan, bu kararla eleştiri ile meydan okuma arasındaki farkın ortadan kalktığını vurguladı. Dediğimiz gibi önceki zamanlar da kötüydü, ama beğenseniz de beğenmeseniz de bir ahlâkı vardı. Özellikle 2010 sonrası öngörülebilirlik oranı gittikçe azaldı, daha doğrusu üretilen kararlar makul bir gerekçe bulma ihtiyacı hissetmiyordu. Yargı güvenilirliğini her geçen gün daha çok kaybetti, sahte deliller orta yerde cirit atmaya başladı. Anayasanın (m.141) mahkeme kararlarının gerekçeli olacağına dair hükmüne rağmen gerekçesiz kararların üst mahkemelerde bozulmaması için yasa bile çıkarıldı. Yargıç ve savcıların, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Bildirgesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi başta olmak üzere uluslararası metinlere, anayasaya, yasalara uygun davranma zorunlulukları vardır ve bu temel değerler bir temel eğitim olarak verilmeli, güvenceleri sağlanmalıdır. Geldiğimiz noktada, hukuk fakültelerinden önce, Türkiye’deki üniversite eğitimi ne düzeyde sorusunu sormamız gerekiyor. Kötü bir örnek olacak ama bir öğrencinin, genel kamu hukuku dersinde “devlet teorisi” dersini anlatan hocanın Marksizm propagandası yapmadığını bilecek kadar eğitilmesi bir zorunluluk. Hâkimlerin, hayata, olaylara, dünyaya dair kişisel bakış açılarının bulunması, zaaflarının olması, yanılabilmeleri anlaşılabilir olduğu gibi sahip oldukları bakış açıları, dünya görüşleri olayları ve önlerine gelen hukuksal problemi anlamalarına da etki edecektir.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Easysoftonicযেকোনো সার্ভিস এর জন্য আমাদের সাথে যোগাযোগ করুন এই নাম্বারে ০১৭৬৪৪৪১৫৪৩
×